KASIMA DOĞANLAR

Bugün
24 Kasım
Ben öğretmenim
Çiçeklerim
Çiçeklerim nerde diye aklınızdan geçirebilir
Kasım yağmurlarını gözlerinize yerleştirebilirsiniz.
Öğretmenim
İzin verir misiniz?
Yetiştirdiğiniz diğer çiçekler gibi
Ben de bahçenizde ki yerimi almak istiyorum.
Lütfen izin verin.
Size öğretmenim demek istiyorum.
Belki sıralarınızda hiç oturmadım.
Bana bakarak;
“Kızım bugün ödevlerini yaptın mı?” diye sormadınız.
“Ya da boynumu büküp bir kenara çekildiğim de
Neyin var kızım?
Hasta mısın yoksa?” demediniz.
Ya da “Bugün okula neden geç kaldın?
Sana verdiğim dersi de çalışmamışsın
Önlüğün de ütüsüz
Bir daha seni böyle görmeyeyim
Haftaya tırnaklarını uzun görürsem
Uyarmadı deme
Sınıfın önünde o tırnakları sana yedireceğim
Bizim zamanımız böyle miydi?
Ne oluyor bu gençliğe
Anlamıyorum
Okumaya mı geldiniz düğüne mi?
Bir daha bu eteğin boyunu kısa görmeyeceğim
Disipline vereceğim seni haberin olsun
Birinize değil hepinize söylüyorum
Derse gelince yok boşsunuz boş
Yazılıya gelince zahmet edip çalışmazsınız
Ne hastalığınız biter
Ne evinizin elektriği gelir.
Yok siz adam olmazsınız
Ya adam gibi adam olacaksınız
Ya da öyleye haybeye ders geçmek yok
Hele benim dersimden geçmeyi asla düşünmeyin demediniz.”
Ya da;
“Yıl 19… kaç şu okullarda, şu dönemlerde görev yaptım
Şimdi ki görev yerim burası
Umarım çok iyi
Çok verimli bir yıl geçiririz.
Öncelikle adım Oyhan Hasan BILDIRKİ
Kızım seninle başlayalım.
Adını, soyadını, numaranı söyle ki kulak aşinalığı edinelim.
Elbette zamanla birbirimizi daha iyi tanıyacağız.
Ama tanışmadan şunu bilmenizi isterim.
Öncelikle öğretmen, sonrasında da arkadaşınızım.
Bir probleminiz olur.
Bir sorununuz olur çekinmeyin. Anlatın
Elimden geldiğince
Maddi ya da manevi yanınızdayım.
Bilin ki öğretmen sadece ders konusunu anlatmak için
Sınıflarda bulunmaz.
Öğretmenlik aynı zamanda hayatı tanıtmaktır.
Çiçekleri hayata hayata hazırlayıp
En iyi şekilde geleceğe sunmaktır.
Korkmadan öğretmenler odasının kapısını çalarak
Yanıma gelmeniz kafi
Sizden tek isteğim sorumluluklarınızı bilmeniz
İyi niyetimi suiistimal etmemeniz.
Aksi bir davranış sonrasını siz düşünün
Tekrar tekrar anlatmam
Bu ilk ve son uyarışım
Evet kızım tanışabiliriz.
- Adın, soyadın, numaran?
Bir dakika kızım
Bu sınıfın başkanı kim?
- Benim öğretmenim.
- Sen misin oğlum? Oğlum git müdür beyin odasına, ders prog-ramını iste. Ben almayı unutmuşum.
- Öğretmenim getirdim. Müdür bey ders programına baktıktan sonra öğretmenin odama bıraksın dedi öğretmenim.
- Tamam geç yerine.
Hıım evet Salı, Çarşamba günleri size dersim var.
Çocuklar bugün günlerden ne?
- Çarşamba öğretmenim.
- Koro halinde söylemeyin çocuklar yan sınıfta ders işleniyor. Biraz saygılı olun.
- Peki öğretmenim.
- Bir kişi söylesin. Sen söyle oğlum
- Bugün günlerden Çarşamba öğretmenim.
- Peki otur yerine. Sen hafta sonu Ömer Seyfettin’in “Kaşağı” adıl öykü kitabını alıp Salı günü sınıfta anlatacaksın.
- Ama hocam kitaplar çok pahalı alamıyoruz.
- Kitaplar pahalı diyorsun.
Cafe’ye gitmeye para buluyorsun.
- Valla gitmiyorum öğretmenim.
- Çocuklar halk kütüphaneniz yok mu sizin?
- Öğretmenim. Daha önceki öğretmen.
- Çocuklar giden öğretmeninizi eğitmeninizi sormuyorum.
Halk kütüphanesi kütüphaneniz yok mu?
- Var öğretmenim.
- Kaç kişi üye?
- Hiç!
- Nasıl hiç? O zaman tüm sınıf hafta sonu kütüphaneye gidip üye olacak anlaşıldı mı?
- Anlaşıldı öğretmenim.
- Bundan sonra Salı olur, Çarşamba olur; okuduğunuz kitapları sınıfta anlatacaksınız. Bir saat okuma dersi yapacağız. Sözlü notu olarak değerlendirmeye alacağım ona göre.
Şimdi tanışabiliriz.
Evet kızım
Adın, soyadın, numaran ne?
Söyle bakalım?
- Benim adım Ayşe.
“Kızım içeriye güneş vuruyor.
Perdeleri çek sonra ismini söyle” demediniz.
Ve ben bir kez olsun karşınızda ecel terleri dökmedim
Sorduğunuz sorulara nasıl cevap veririm diye düşünmedim.
Bugün ders hiç bitmesin diyerek içimden hiç sayıklamadım
Ya da dersinizin biteceği anı dört gözle beklemedim.
Zil çaldı öğretmenim
Öğretmenim zil çaldı öğretmenim”
“Duydum çocuklar duydum. Bahçeye çıkabilirsiniz.”
Arka bahçede yeni öğretmen geldi dedikoduları almış başını gidiyor. Kambersiz düğün olmaz. Biz de katılıyoruz muhabbete yani dedikoduya atışmalar başlıyor. İlk önce bizim dersimize geldi.
Her kafadan ayrı bir ses:
- Yeni öğretmen geldi ne yapacağız? Ne olacak korkusu titreti-yor bahçedekileri.
İçlerinden biri atlıyor
- Yandınız oğlum bir daha kopya çekemeyeceksiniz
- Çok sert oğlum bir görse yakar sizi
- Sanki sen çekebileceksin
- Ama o benim öğretmenim
Bizim de dersimize gelecek yarın
Yarın bizim de öğretmenimiz olacak
Ya derste ne işlediniz?
Yarın ders çalışalım ki yeni öğretmenle ilk günden zıtlaşmaya-lım. Yoksa bütün yıl süründürür bizi.
- Korkma ders filan işlemedik. Kendini anlattı bir saat sanki çok önemli görev yaptığı okullar. Eski zamanlarını anlattı. Ha bir de kitap okuyup okumadığımızı sordu.
- Eeee?
- Ne eesi?
- Ebe olduk oğlum
İlk günden bin ton fırça yedik
- İlk günden mi? Yapma be?
- Ne bilelim oğlum faka bastık
Kitap okumadığımızı duyunca çok kızdı.
Dedi ki: “Hadi kitaplar pahalı alamıyorsunuz
Kütüphanede mi yok burada?”
Ceza verdi bize
- İlk günden mi?
- İlk günden yaa.
- Ne cezası verdi?
- Hafta sonu tüm sınıf kütüphaneye gideceğiz. Üye olup her hafta okuduğumuz bir kitabı sınıfta anlatacağız.
- Yok bee oğlum korkutmak için yapmıştır.
- Yok yok ciddi. Sözlü notu vereceğini söyledi.
- Yandık oğlum yandık.
(Başka bir öğrenci)
- Neden böyle söylüyorsunuz?
Çok iyi bir öğretmen.
Gözlerini gördünüz mü?
Bize bakarken ışıl ışıldı
Bu öğretmen öğrencileri seviyor bence
- Hıı ya kızlar böyle zaten
Aldırma oğlum
Bu kız milleti neden saf yarabbim?
-Doğru konuş yoksa seni öğretmenime söylerim.
- Duydun mu bizi şikayet edecekmiş
Öğretmene değil git müdüre şikayet et!
- Dersinden sınıfta kalın. O zaman konuşuruz.
- Dersimizi çalıştıktan sonra öğretmenimiz bizi sınıfta niye bı-raksın ki ukala ne olacak?
Bir kavganın içinde artı ve eksi yönlerden tartışmaya alınmadı-nız.
Ya da aniden arka bahçeye inip sizin için tartıştığımızı bilmeden “Halinizi beğenmiyorum çocuklar!” deyip halimizi bize şikayet etmediniz.
Korku saygı karışımı benim yüreğimin telaşını hiç bilmediniz.
Kasım rüzgarı gözlerinizle beklerken çiçeklerinizi, kızınız geldi. Verin elinizi öpeyim demedim.
Bana verdiklerinizi sorgularken ben gözlerinize oralı olmadan konuşup dediğiniz çıktı.
Şu evrelerden geçtim okulu bitirdikten sonra sizi daha iyi anla-dım öğretmenim.
Bana vermiş olduklarınızı değiştirmeden değişime uğratmadan tanıştığımız o ilk güne sakladım
Öğretmenim belki sizi hiç aramadım, sormadım.
Ama ne bana verdiklerinizi ne de sizi unuttum.
Sizin istediğiniz gibi hiç pes etmedim.
Belki çok yoruldum.
Kırıldım
Döküldüm
Vazgeçecek oldum
Aklıma siz geldiniz, size tutundum
Bana vermiş olduğunuz o kitabı haftada bir kez okumayı ihmal etmedim,
Onunla yürüdüm ve ve
“Ayşe kızım az bir nefes al
Dinlen bugün yanımda.
Yarın gelecek olacaksın, dinlenmen lazım.
Kasım rüzgarının ışığında can verdim hayatına
Gözyaşlarını unut kızım
Senin geçirdiğin zamanlar bir başlangıç
Daha çok yolun var, görecek çok günün olacak
Kızım ben senin ders notunu
Tanıştığımız o ilk gün karnene işlemiştim.” demediniz.
Ben de size içimden canım öğretmenim
Benim öğretmenim
Ben sizin sınıfınızda tebeşir tozunun beyaz ayrılığını yuttum Diyemedim
Ama bugün
24 Kasım
Ben öğretmenim
“Çiçeklerim
Çiçeklerim nerde?” diye aklınızdan geçirebilir
Kasım yağmurlarını gözlerinize yerleştirebilirsiniz.
Dünyaya atmış olduğunuz
Milyonlarca çiçek tek bir ses bugün
Bugün
Ve bağlacından daha önemli bağlarla bağlıyız birbirimize
Bugün 24 Kasım
Size öğretmenim diyebilir miyim?
Lütfen izin verin
Bu bir bayrak yarışı
Almasını bilene öğrenci
Vermesini bilene öğretmen denir.
27.10.2005
Güleser TEMEL
TASARIM KUTUSU
